TEBRİZLİ ŞEMSEDDİN VE MEVLÂNÂ
...
Zaten ona göre Müslümanlık, teslimdir, yâni halkı kendisinden emin etmek ve Tanrıya mutî olmaktır. O, Muhammed'in "Elinden, dilenden, Müslümanların emin olduğu kişi Müslümandır" hadîsini pek geniş bir manâda anlıyordu. "Bu gece ben, geleceğim diye söz verdiğim o Hiristiyana gidiyorum dedim. Dediler ki : Biz Müslümanız oysa kâfir, sen bize gel. Ben , o çocuk Müslümandır, çünkü teslim olmuştur. Halk ondan emindir, Tanrıya mutîdir o. Sizse teslim olmamışsınız. Müslümanlık teslim olmaktır dedim" (Fâtih. 13. a ) sözleri, bunu apaçık belirtmektedir.
...
Mevlânâ Celâleddin - Hayatı, Eserleri, Felsefesi - A.Gölpınarlı sh.59
Şems-i Tebrizi Hz.lerinden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şems-i Tebrizi Hz.lerinden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Ekim 2010 Pazar
Şems-i Tebrizi Hz.lerinden
25 Şubat 2008 Pazartesi
Hz. Şemsden
38- Arif herkesin halini ve makamını bilir:
Gel! Bana söyle güneşin doğuşu ve evren nasıl oluşur? Acaba astrogların dediği gibi mi; yoksa Kur’ân’ın zahiri anlamına göre mi anlamalıyız?
Gel, bir bakalım; müminler araştırmacı olurlar. Astrologlar ne diyorlarsa kabul etmek gerek. Örneğin: birisi Şafi’dir, ama Hanefilik’te faydalı bir şey buldu ve onda yarar görmektedir. Eğer kabul etmezse inatçılık yapmış olur.
Arifler herkesin halinden anlar. Duyduğu her söze güler zira konuşanın hangi seviyede (makamda) olduğunu bilir ve kendisinin o makamda takılıp kalmadığını bilip şükreder.
Arifin bir sürü kulu(müridi) vardır ve o onların hallerini iyi bilir. Onların her birinden hikmet ve bilgi ister, ama müritler onun halini bilmezler. Aynı şekilde bir başkası var ki, o arif bilir ve görür fakat kendisini ancak Allah’dan başkası bilmez (Mak.M.183)
Sh.49
Gel! Bana söyle güneşin doğuşu ve evren nasıl oluşur? Acaba astrogların dediği gibi mi; yoksa Kur’ân’ın zahiri anlamına göre mi anlamalıyız?
Gel, bir bakalım; müminler araştırmacı olurlar. Astrologlar ne diyorlarsa kabul etmek gerek. Örneğin: birisi Şafi’dir, ama Hanefilik’te faydalı bir şey buldu ve onda yarar görmektedir. Eğer kabul etmezse inatçılık yapmış olur.
Arifler herkesin halinden anlar. Duyduğu her söze güler zira konuşanın hangi seviyede (makamda) olduğunu bilir ve kendisinin o makamda takılıp kalmadığını bilip şükreder.
Arifin bir sürü kulu(müridi) vardır ve o onların hallerini iyi bilir. Onların her birinden hikmet ve bilgi ister, ama müritler onun halini bilmezler. Aynı şekilde bir başkası var ki, o arif bilir ve görür fakat kendisini ancak Allah’dan başkası bilmez (Mak.M.183)
Sh.49
19 Şubat 2008 Salı
Şems-i Tebrizi Hz.lerinden
35- Allah her an yeni bir buluş ve iş peşindedir:
Ey dürüst arayıcı gönlünü hoş tut zira gönülleri mutlu eden (Allah) senin işini tamamlaman ve hayra ulaşman için senin yanındadır. Kur’ân’ da söylendiği gibi ,“ O her an yeni buluş ve iş peşindedir (55/29). O bir işte ya arayan (talip) ya da aranan (matlup)dır. Eğer birisi bu konuda bir başka şık önerirse aptallık etmiş olur. Ne var ki aptal kendini görmez. Allah nuru ile görenler, bu âlemde hüner ve ince düşünce olarak görünen nesnelerin burada yok olduktan sonra öteki âlemde aldatıcı birer perdeden ibaret olduklarını görecekler.
Öyle ise et sadık dost! Allah senin işlerini açıkça ve gizlice takip etmektedir. Senin bir kaybın yok. “İşler sizin isteğinize göre değil, ancak âlemlerin Rabb’ ının isteği ile tamamlanır” (81/29) âyeti ile “Ey Mustafa (S.A.V.) sen isteyince biz onu istedik” sözleri geçerlidir. Bu konuda kişisel nefse ve hevese yer yoktur. Kimilerine göre “Sizin isteğinize göre değil” ifadesi ashap ve ümmete hitap eder; yani ‘ Allah elçisi olmadan siz kendiniz yol bulamazsınız’ Sırlar hazinesi Muhammed (S.A.V.) olmadan ne açılır ne de kapanır.(Mak.M.97)
sh.48-49
39- İnsan aklı, Allah’ı idrak edemez:
Allah âlemi çok geniş ve büyüktür. Sen onu bir kutuya kapattın ve dedin ki, “İşte benim aklım ancak bu kadarını anlar”. Böylece aklın Yaratıcısını kendi küçük aklına hapsetmiş oldun. Peygamber senin düşündüğün gibi değildir; o senin peygamberindir, Allah’ın değildir. Sen hayalindeki resmi inceledin, dostun resmini değil. Sen kendi sayfanı okudun, dostununkini değil (Mak.M.738).
s.50
21- Fakr’ın anlamı :
Şimdi ‘ Fakrını tamamlayanlar Allah olur’ gibi ifadeler gelelim. Bu sözün asıl anlamı “ Fakr (istek ve muhtaçlık) yok olunca Allah belirir; O’nu bulursun ve görürsün”. Yani Allah olursun demek değildir. Diğer bir deyişle ‘ Eğer fakrı tamamlarsan Allah’a ulaşırsın’. Eğer bu ifade yanlış ise o zaman seninle Hiristiyan arasında ne fark kalır? Hz.İsa , Hallac-ı Mansur’dan da, Beyazıt’tan da ve hatta diğerlerinden de hafif bir ruha sahipti. Şu halde Hiristiyan “ İsa Allah’dır veya Allah’ın oğlu’dur” dediği için onu niye azarlarsın? Sen de buna benzer sözler söylüyorsun. Sonuç olarak, “Kim ki fakrı tamamlarsa Allah’ a ulaşır” bunun anlamı şudur: Her kimin nefsi ölürse, Şeytanı da ölür; kötü huylardan arınır ve böylece Allah’a kavuşur. Ama hâşa! Allah olmak değildir, belki O’nun yoluna girmektir. (Mak.A.128;Kon.197)
Not: Burada Şems, Hind vahdeti-i vücudu ve hulul felsefesini ret ediyor. Bu konuda Mevlâna da Şems’in yolunu izlermiştir.
Şems-i Tebrizi’nin Öğretileri- Prof.Dr. Erkan Türkmen S.41- 2007
Ey dürüst arayıcı gönlünü hoş tut zira gönülleri mutlu eden (Allah) senin işini tamamlaman ve hayra ulaşman için senin yanındadır. Kur’ân’ da söylendiği gibi ,“ O her an yeni buluş ve iş peşindedir (55/29). O bir işte ya arayan (talip) ya da aranan (matlup)dır. Eğer birisi bu konuda bir başka şık önerirse aptallık etmiş olur. Ne var ki aptal kendini görmez. Allah nuru ile görenler, bu âlemde hüner ve ince düşünce olarak görünen nesnelerin burada yok olduktan sonra öteki âlemde aldatıcı birer perdeden ibaret olduklarını görecekler.
Öyle ise et sadık dost! Allah senin işlerini açıkça ve gizlice takip etmektedir. Senin bir kaybın yok. “İşler sizin isteğinize göre değil, ancak âlemlerin Rabb’ ının isteği ile tamamlanır” (81/29) âyeti ile “Ey Mustafa (S.A.V.) sen isteyince biz onu istedik” sözleri geçerlidir. Bu konuda kişisel nefse ve hevese yer yoktur. Kimilerine göre “Sizin isteğinize göre değil” ifadesi ashap ve ümmete hitap eder; yani ‘ Allah elçisi olmadan siz kendiniz yol bulamazsınız’ Sırlar hazinesi Muhammed (S.A.V.) olmadan ne açılır ne de kapanır.(Mak.M.97)
sh.48-49
39- İnsan aklı, Allah’ı idrak edemez:
Allah âlemi çok geniş ve büyüktür. Sen onu bir kutuya kapattın ve dedin ki, “İşte benim aklım ancak bu kadarını anlar”. Böylece aklın Yaratıcısını kendi küçük aklına hapsetmiş oldun. Peygamber senin düşündüğün gibi değildir; o senin peygamberindir, Allah’ın değildir. Sen hayalindeki resmi inceledin, dostun resmini değil. Sen kendi sayfanı okudun, dostununkini değil (Mak.M.738).
s.50
21- Fakr’ın anlamı :
Şimdi ‘ Fakrını tamamlayanlar Allah olur’ gibi ifadeler gelelim. Bu sözün asıl anlamı “ Fakr (istek ve muhtaçlık) yok olunca Allah belirir; O’nu bulursun ve görürsün”. Yani Allah olursun demek değildir. Diğer bir deyişle ‘ Eğer fakrı tamamlarsan Allah’a ulaşırsın’. Eğer bu ifade yanlış ise o zaman seninle Hiristiyan arasında ne fark kalır? Hz.İsa , Hallac-ı Mansur’dan da, Beyazıt’tan da ve hatta diğerlerinden de hafif bir ruha sahipti. Şu halde Hiristiyan “ İsa Allah’dır veya Allah’ın oğlu’dur” dediği için onu niye azarlarsın? Sen de buna benzer sözler söylüyorsun. Sonuç olarak, “Kim ki fakrı tamamlarsa Allah’ a ulaşır” bunun anlamı şudur: Her kimin nefsi ölürse, Şeytanı da ölür; kötü huylardan arınır ve böylece Allah’a kavuşur. Ama hâşa! Allah olmak değildir, belki O’nun yoluna girmektir. (Mak.A.128;Kon.197)
Not: Burada Şems, Hind vahdeti-i vücudu ve hulul felsefesini ret ediyor. Bu konuda Mevlâna da Şems’in yolunu izlermiştir.
Şems-i Tebrizi’nin Öğretileri- Prof.Dr. Erkan Türkmen S.41- 2007
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)