z.Mevlana Celalledin Rumi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
z.Mevlana Celalledin Rumi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2010 Pazartesi

651. Ey gönül! Sen aynada kendini eğri görürsen,....

651. Ey gönül! Sen aynada kendini eğri görürsen,

bu eğrilik sendendir, aynadan değil.

Mefâ'îlün, Mefâ'îlün, Mefâ'îlün, Mefâ'îlün

(c. 111, 1337)



• Ey yüzünü ekşitmiş sevgili! İşine karışmamam, "Neden yüzünü ekşittin?" dememem için, sanki yüzünün etrafına; "Sirke ne güzel katıktır!" diye yazan dost!



• Yüzünün asıklığını, ekşiliğini, dolayısıyla başına gelenlerden şikâyetini bırakır da; kinden, hırstan bir iki adım uzaklaşır da hilme, yumuşaklığa, başa gelenlere razı olmaya doğru yaklaşırsan, bal gibi olursun, kendinle beraber nice kişileri de tatlılaştırırsın. Fakat sen çok tenbelsin, kemale doğru yürüyemiyorsun.



• Aslında ben hatâ ettim, yanlış gördüm, yanlış söyledim. Zaten ben her zaman yanlış işler yaparım. Ben senin gerçek yüzünü görebilseydim, gözüm böyle şaşı kalır mıydı?



• Ey gönül! Sen aynada kendini eğri görürsen, bu eğrilik sendendir. Eğri alan sensin, ayna eğri değil! Ayna her şeyi doğru gösterir. Önce sen kendini doğrult!



"Mevlâna bir Mesnevî beytinde şöyle buyurur

"Seni görünce kendimi gördüm. Aferin beni bana gösteren aynaya!" (Mesnevî, c. VI, nr. 1085). Başkaları bizim için ayna gibi olunca, başkalarında gördüğümüz kusur, kendi kusurumuzdur. O kusur onlara ait değildir."



• Adamın biri kuyu başına gitmiş de ayı kuyuda görmüş, ayın kuyuya düştüğünü sanmış. Ay ise gökyüzünden ona seslenmiş; "Acele etme, yanlış görme, ben buradayım." demiş.



• Sen ayı şu kirli, alçak yeryüzünde arama! Yoklukta varlık olmaz. Bir adam Ebucehil karpuzu ekse, seker kamışı biçmez. İnsan ne ekti ise onu biçer.



• Ey benim canım! Hoşluk, güzellik varlığını, benliğini gidermektedir. Sense güzelliğini varlıkta arıyorsun. O burada görünmez. Sen her şeyi elde edebileceğin yerde ara!



Divan-ı Kebir den Seçmeler – Şefik Can – Cild 2

10 Şubat 2008 Pazar

Mesnev-i Şerifden Seçmeler

2071 Bu her şeyi mübah sayış, her yana bu topluluktan yayıldı da her kalleş bozguncuya da ruhsat fetvâsı kesildi.
Nerde Peygamber’in ashâbının yolu – yordamı; nerde namaz, tespih, nerde onun edebleri?

2071 – 2072. Her şeyi mübah saymaya “İbâha”, bu yolu tutana ve tutanlara “İbahî – İbâhiyyun”, bu yola da “ İbâhıyye” denir. Vahdet-i Vücut inancında aşırı gidenler göre her varlık, Hakk’ın zuhûrudur. Onlarca yapılan işleri, gerçekte yapan Tanrı’dır ve efâl, yâni işler, sıfatların zuhûrundan başka bir şey değildir; sıfatlarsa, zâtın zuhûru olduğundan, her şey O’dur; âlemdeki tezatlar, Tanrı’nın Esmâ ve sıfâtındaki tekabülden (karşılaşmadan) meydana gelir; çünkü Tanrı, hem acıyıcıdır, hem kahredici; hem verendir, hem vermeyen; hem diriltendir, hem öldüren… Bu bakımdan hayır, şer, lûtuf, kahır, hep nisbî ve izâfîdir ve herkes, istîdadına, yâni mazhariyetine göre iş yapar ve yaptığı iş, kendi mazhariyetine göre doğrudur, yerindedir. Bu inanç, âlemi Tanrı tanımak bakımından maddeciliğin ta kendisi olduğu gibi her işi, yapanına göre doğru ve yerinde bilmek bakımından da İbâhaya varır. Bu aşırı inancı, Şerîatçılar kabûl etmedikleri gibi Vahdet inacını şer’î bir şekilde kabûl eden Tasavvuf ehli de reddeder. Bu aşırı inançta, emir, nehiy kalmaz ve şerîatın, âlemin nizâmı için konmuş kanunlar olduğu kanaâti belirir. Mevlânâ, böyle hiç düşünmemiştir. Yunan felsefesinin İslâma tatbıykı gayretinden, hattâ dînî inanç ve hükümleri, dînî gibi gösterilen yorumlarla yıkmak gayretinden doğan ve İsmâîlîlerin Bâtınî kolu tarafından hayâta da uygulandırılan Hukemâ felsefesi, tasavvufa da tesîr etmiş, bu çeşit sûfiler, İbâha yolunu tutmuşlardır. Mevlânâ bu beyitlerde, bunları kınamaktadır. (Bâtınîlik için “Sımava Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin” adlı eserimizin “Sunuş” bölümünün II. kısmına; s. 12-30; Vahdet-i Vücut için I. c. in 18. beytinin ve 602-620. b. lerin ş. bk.)

Mesnevî Tercemesi ve Şerhi –Abdülbâki Gölpınarlı cilt 6